top of page

Ağaç Olmak, Odun Olmak - Orman Yangınları


Orman… Kimine göre yıllarca kendi kendine öylece büyüyen bitkiler bütünü. Kesilince sandalye veya masa, hiç olmadı şömineye odun olan, kesilmeden de mangal keyfine gölge yapan bir ham madde. Belki de kimine göre duygusu ya da iletişimi olmayan doğanın sıradan bir dekoratif ürünü. Sahi, kim söyledi bize böyle şeyleri? Veganlar mı? Mangalcılar mı? Yüksekten ya da uzaktan bakınca, sadece bi manzara gibi görünebilirler ama ağaçlar derinliklerine girince kesinlikle bizden çok daha sosyal varlıklar.


Nasıl mı ağaçlar bizden daha sosyal olabilir? Öyle Ya! Onların sosyalleşme adı verilen içlerindeki kini, nefreti, ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, aşağılamayı, linç etme güdüsünü kusabilecekleri bir internet ağları yok. Yani, bir instagram ünlüsüne gösterdiği ilgiyi doğaya göstermeyene öyle. Ama toprağın altında onların da internete benzer bir ağı var. Hatta bu ağ sayesinde bırakın sosyalleşmeyi, alışveriş bile yapabiliyorlar.


Bir ormandaki bütün ağaçlar birbirlerine kaynaklarını aktarabilir. Büyük ağaçlar, gölgesinde kalan küçük ağaçlara gerekli şekeri aktarıp hayatta kalmasını sağlayabilir, ölmek üzere olan ağaçlar da bütün kaynaklarını yakınındaki ağaçlara miras olarak bırakabilir. Evet, ağaçların internete benzer bir ağları var ama onları ikiye bölen ne sağları ne de solları var. Belki "odun" der geçersiniz ama o ağ üzerinde bir olan, farklı türleri olsa da kötü zamanlarda birlik olan bir bütünün parçalarılar.


Ve bazılarımızdan daha hayvanseverler. Hayvanlara eziyet etmezler, ağaçlar, başka bi ağaca büyü yapmak için kedi ayağı kesmezler mesela, havladı diye köpek zehirlemezler, kürkünü giymek için katletmezler, dalları daha yukarı kalksın diye gergedan boynuzu kesmezler ama milyarlarca canlının evi, yaşam kaynağı olurlar.


İşte o yüzden ormanlar yandığında, o yaşam kaynakları kuruduğunda o canlılar da evsiz ya da cansız kalırlar. Çünkü kaçamazlar. Kimisi hikayelerdekiler kadar hızlıdır, kimisinin koruyucu bi kalkanı vardır, kimisi kafasını 270 derece döndürebilir ama alevler etraflarını sardığında bunların hiçbiri işe yaramayabilir.


Ormanlar elbette sadece hayvanlar için değil, orman ekmek kapısıdır, yuvaya komşudur, dolayısıyla durdurulamayan bir yangın çalınmış bi hayal, emek ve hatta can demek.


Baştan beri anlattıklarımla da yetinmez ormanlar. Havayı temizleyip, kendi fabrikandan, kendi egzozundan çıkan zehirle ölme diye uğraşırlar. Sen üretmeden oturduğun yerden her şeyi başkasından beklerken, bir ağaç tek başına bir mevsimde 10 insanın yıl boyunca soluduğu kadar oksijen üretir mesela. Böylelikle ormanda içtiği biranın şişesini çöpe kadar götüremeyene de oksijen götürebilir. Peki neden, birileri o oksijeni boşuna tüketsin, ideolojisiyle beyinlerini yakanlar yetmeyip bir de ormanları yaksın diye mi? Ona o oksijeni veren ormana yanan bi izmariti atsın diye mi? Ama olsun, onlar yine de çoğumuzdan daha merhametliler, seneye bir kez daha dirilebilir, onu yakana bir kez daha oksijen verebilirler.


Evet bu kadar duygu ve bu kadar insani özelliği ormanlara ya da onları oluşturan ağaçlara yüklemek mantıklı gelmeyebilir. Ama bir ağacın bile bir insandan daha insan olabildiğini göstermek, uyanmak için, alınmayan önlemleri almak için yardımcı olabilir. Küresel ısınma konusunda, kahveciden aldığın bir plastik bardağın bile etkisi varsa, yaratılabilecek farkındalık için yangın yerinden 2 story atıp kaçan fenomenin de etkisi olabilir. Tabi bu yangınların tek sebebi küresel ısınma gibi algılanmasın, sebebi olan kim varsa onların da yanması ahirete kalmasın.


O halde en başından beri söylediklerimi daha kısa anlatmak gerekirse, ağaçlar birileri için kaosa alet edilen bi bitki, uzun zamandan beri birileri için de beton aşkının önündeki engel olabilir, her şey bittiğinde daha depremle yaşamayı öğrenemeden yangınla yaşamayı öğrenmiş gibi yapabiliriz, "giderek ciddileşen bir küresel ısınmanın etkileri dünyanın her yerinde" diyip işin içinden de çıkabiliriz ya da seneye de 5 kova su daha az aldığı için yatan uçaklar havada olsaydı diyip kovalarca göz yaşı dökenlerin o göz yaşlarına ortak olabiliriz. Evet, yakarışlar haklı ama ben ne yapabilirim ki deme, unutma ki, senin de alman gereken sana çok daha yakın önlemler var. Ne kadar mı yakın? Plastik bi şişeden içtiğin su kadar, nolacak ki deyip denize attığın çöp kadar, hatta kimse söylemez ama yatak odanda almadığın önlem kadar.


Teşekkürler canını hiçe sayan, ormanla birlikte yanmayı göze alan itfaiye çalışanı,

Teşekkürler "80 milyonun hakkı var" diyen orman işçisi,

Teşekkürler yardıma koşan binlerce gönüllü,

Teşekkürler kardeşten öte Azerbaycan Türkü.

1.185 görüntüleme0 yorum
bottom of page